• Diyetisyen Aydın Gül

GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU

SAĞLIK SORUNLARI İLE DOĞRU ORANTILI ARTAN GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU


Akut pankreatit

Kronik yorgunluk sendromu

Böbrek taşları

Astım

Egzama

Migren

Otizm

Gıda intoleransı

Çoklu organ yetmezliği

Multipl Skleroz

Otoimmün hepatit

Fibromiyalji

Otoimmün hastalık

IgA nefropatisi

Non-Alkolik Karaciğer

Behçet hastalığı

Hastalığı

Enflamatuar bağırsak

Yanık hastaları

hastalıkları

Primer Safra Sirozu

Çölyak hastalığı

İrritabl Bağırsak Sendromu

Primer Skleroze Kolanjit

Sedef


Başlıyoruz önce bağırsakları biraz tanıyalım .

İnce bağırsak gerçekten incedir. Yaklaşık olarak 4.5 ila 6 metre arası bir uzunluğa erişebilir. Yatay şekilde düşünülürse olursa bir halı saha yüzeyini bile kaplayabilir.

İnce bağırsakta gıda tamamen sindirilir ve besinler de enterosit adı verilen hücreler aracılığı ile emilirler. Bu enterositler vili adı verilen ve parmağa benzeyen yüzlerce kıvrım ile çevrilidir ve bunlar da milyonlarca mikrovililer ile kaplıdırlar. Bunları halı üzerinde, dışarı uzanan daha küçük iplikçikleri olan küçük düğümler olarak düşünebilirsiniz.

Enterosit katmanının bircok görevi vardır. Bunlardan bazıları sindirim enzimlerinin üretimi, besinlerin emilimi ve vücut için yararlı olmayan maddelerin emiliminin durdurulmasıdır. Enterositler biyofilm adı verilen bir muköz katmanla kaplıdırlar.

Enterosit üzerindeki katman yarı geçirgendir. Hücreler arasındaki boşluklara “sıkı bağlar" adı verilir ve okudens ve zonulin tarafından düzenlenirler. Besinlerin ve maddelerin kan akışına emilimi genellikle her hücre aracılığı ile gerçekleşirken bazıları ise dar bağlar arasında gerçekleşir.

Zonulin sıkı bağlar arasında bir kapı açan bir moleküldür. Bugün itibariyle zonulinin bilinen iki aktivatörü mevcuttur: çölyak hastalığı olan insanlarda glüten içeren tahıllar ve gram-negatif bakterilerden elde edilen lipopolisakkaritler (LPS).

Yüksek zonulin düzeyleri oto-immün hastalık, akciğer hastalıkları, kanserler ve ayrıca multiplskleroz ve şizofreni gibi nörolojik hastalıklarda gözlenmiştir. Yüksek LPS seviyelerine sahip olunan duruma "endotoksemi" adı verilmektedir. LPS partikülleri genellikle ölüp dolaşıma girdiklerinde gram negatif bakterilerden salınırlar, kaslar ve organlarda TLR-4 reseptörlerine bağlanırlar. Bu da enflamatuar sitokinler ve IL-6 gibi enflamatuar molekülleri tetikler ve nihayetinde dokuya hasar verirler. Artan LPS düzeyleri aynı zamanda triptofan metabolizmasında değişim, artan kuinolinik sait, kinürin, kortizol düzeyleri ile birlikte eşzamanlı olarak insülin duyarlılığı, tiroit fonksiyonu, melatonin ve glutatyonin düşüşü ile ilişkilendirilmiştir.

Intestinal zar kendini her 3-5 günde bir onarır ve yeniler. Intestinal zarın paradoksal bir işlevi bulunmaktadır:besinlerin kan akısına karışmasına izin verirken kimyasallarda, bakteriyel ürünlerde ve gıdalar üzerindeki diğer büyük moleküllerde bulunan yabanci maddeleri engeller.

Eğer stres, yaralanma, enfeksiyon, toksik maruziyet, ilaçlar (antibiyotik steroitler, oral kontraseptifler gibi) ya da hastalık gibi nedenlerle bu idamede bir gecikme yaşanırsa

bağırsak geçirgenliğinde artış yaşanır ve bu duruma geçirgen bağırsak adı verilir. Bu sorun yaşandığında toksinler, mikroplar, kimyasallar ve gıdalar üzerindeki moleküller gibi büyük moleküller kan akışına girer ve immün sistem reaksiyonunu tetiklerler .

Geçirgen bağırsak sendromu karaciğer üzerine ekstra yük oluşturur. Tüm gıdalar direkt olarak kan akışından filtrasyon için karaciğere girer. Karaciğer gıdaları “insana uyarlar", ya geçmelerine izin verir ya da onları değiştirir, tüm toksik ya da yabancı maddeleri parçalar ya da depolar. Suda çözünen toksinler kolayca vücuttan atılırlar, ama yağda çözünen toksinlerin parçalanmasının enerji gerektiren iki aşamalı bir süreci vardır. Karaciğer tamamlanmamış sindirim nedeniyle enflamatuar irritan yığılmasına maruz kaldığında kimyasal maddelerin nötralize edilmesi için yeterli enerjisi yoktur. Bu baskı altında kaldığında karaciğer daha sonra yeniden ele almak üzere bu toksinleri yağ hücrelerinin içinde depolar. Eğer karaciğerin daha sonra zamani olursa bu depolanan toksinlerle ilgilenir ama genellikle yeni gelenlerle ilgilenmekle meşguldür ve hepsine yetişemez. Bu toksinler vücutta devamlı bir enflamasyon kaynağı teşkil ederler. Artan bağırsak geçirgenliği siroz ve non-alkolik karaciğer yağlanması hastalığı (NAFLD) gibi karaciğer hastalıklarında itici faktördür.

Bu problemi çözmek için şu faktörler durdurulmalıdır:

Aşırı stres. Hayatınızda gevşemek ve her gün yenilenmek için yer açın. Şekerleme yapın, meditasyon yapim, abdominal nefes egzersizleri yapın, tai chi, quigong ya da bir hobi ile ilgilenin ya da bahçenizdeki kuşları izleyin.

Yetersiz uyku. Vücudunuz her gece 7-9 saat uykuya ihtiyaç duyar. İyileşme sırasında bu daha da fazladır.Bu nedenle yatağa erken girin. Yeterince uykunuzu

alamadığınızda iyileşmek zordur.

Gastointestinal zara zarar veren non-steroidal antienflamatuarlar (NSAID), yani ibuprofen ve aspirin gibi ağrı kesici ilaçlar.

Doğum kontrol hapları, steroidli ilaçların kullanımı

Çevresel kontaminantlar

Aşırı alkol tüketimi.

Kötü gıda seçimleri.

Enfeksiyon tedavisi.

Diyet:

Hassas olduğunuz gıdalardan kaçının.

Bağırsak iyileştirici gıdalar tüketin. Ev yapımı tavuk suyu, et suyu ( kemik değil) ve balık suyu pahalı değiller ve jelatin,glukozamin ve kondroitin gibi besinler içerirler, geçirgen bağırsak sorununa karşı diğer her şeyden daha yararlıdır.

Katkılar: Tek tek ya da kombine ürünler olarak kullanılabilirler.

***L-glutamin (glutamin): Doz günlük 1-30 Günde 1-3 gr arasıdır. 1-3 gram ile başlayın. Sıcak koşullar özelliklerine zarar verecektir, bu nedenle soğuk ya da serin içeceklerle birlikte alın. Açken öneririm .

Pek çok insan glutaminin kas dayanıklılıklarını geliştirdiğini bildirmiştir.

Çok fazla glutamin kullanımı kabız yapabilir, bunu bir gösterge olarak kullanabilirsiniz.

Bazen glutamin kullanımı sizi gergin ya da sinirli hissettirebilir. Bu durumda kullanımı durdurun, size uygun değil demektir.

Eğer böbrek hastalığınız varsa günde 1-3 gramdan fazla kullanmayın.

Onkoloji hastalarına, özellikle de ileri evredekilere glutamin önermiyorum , bazı kanserler glutamini tıpkı glikoz gibi enerji kaynağı olarak kullanırlar .

***Çinko ya da çinko karnosin: tipik doz günde iki kere olmak üzere 75 mg çinko karnosin (toplam 34 mg çinko) ya da diğer çinko türlerinden 25-50 mg.

***Aloe vera. Doz değişkendir. Eğer taze aloe kullanıyorsanız parmağınızın biri yada iki katı kadar kullanın. Kabuğunu soyun ve sadece içindeki pulpayı kullanın.

***Kolostrum: günde 1000-3000 mg.

***Probiyotikler. Lactobacillus plantarum ince bağırsakları yatıştırmada özellikle iyidir. Günde 1 alın.

***Kuersetin. Doz günde 500-3000 mg.

***Öğünlerle birlikte sindirim enzimleri

Opsiyonel katkılar:

Gamma orizanol. Doz günde 3 sefer 100 mg

***Balık peptitleri. Marka: Seacure. Dozlara bölünmüş halde günde 6 kapsül. Daha lezzetli olması için buzlukta tutun.

***Vitamin A. 5000 IU önceden oluşturulmuş vitamin A: retinol.

Hamile iseniz ya da bir gebelik planlıyorsanız 5000 IU üzeri kullanmayın. Katkı ihtiyacına karar vermeden önce en iyisi Vitamin A retinol durumunu test etmektir.

***Antioksidanları arttırın. Vitamin C: dozu günde 500-10.000 mg ve/veya tam spektrum antioksidan katkısı.

***Degliserize meyan. Dozu öğünlerle birlikte iki tablet, ihtiyaç duyulduğunda günde 4 taneye kadar.

***Fosfatidilkolin. Günde 2000-4000 mg.

***Bitkisel karışımlar ve hatmi kökü, kırmızı karaağaç, arabinogalaktan, Hint ginsengi, zencefil, MSM, vb., genellikle toz ya da kapsül halinde kullanılır.